28 Mart 2012 Çarşamba

Coming soon with D3

Evet arkadaşlar d3 çıkış tarihi açıklandı. 15 Mayıs'ta çıkacak olan Diablo 3 ile birlikte Diablo oynayacak Türk oyuncular için hazırladığımız bir site ile birlikte bende 8 hazirandan itibaren başlayacağım d3 ile ilgili paylaşımlar yapmaya başlayacağım.

Rehberler, videolar ve daha nicesi için hazır olun...

4 Ocak 2012 Çarşamba

Nokta nokta nokta...


O kadar sihirlidir ki "üç nokta" ne zaman birşeyler anlatmak isteyip de anlatamazsanız orda olur. Hem sessizliği hem de haykırmayı ifade eder. Sözünüze devam etmek istersiniz konuşamazsınız. İşte yine üç nokta oradadır.
Birşeyler yazmak istiyorum şu aralar ama yazmak istediklerimi hiçbir cümleye yerleştirip koyamıyorum. Tam olarak "üç nokta" durumundayım. Aslında belkide yazacak birşey yok.
2011 bitiyor, 2012de kıyamet kopacak diyenler var. Merakla bekliyorum...

4 Aralık 2011 Pazar

11.11.11

Biraz geç oldu ama daha yeni yeni yazabilecek duruma geldim. Fallara inanmam ama birgün annem benim için fal baktırdığında gelecek için plan yapmamam gerektiğini söylemiş falcı. Ama hem fallara inanmadığımdan, hem de yapım gereği planlar yaptım. Kendime hep "hayallerin kadar büyüksün" dedim. Ama zaman geçtikçe farkettim ki gelecekle ilgili kurduğum planlar birer birer suya düştükçe hayal kırıklığım da giderek arttı. 
İşte aynı şekilde 11.11.11 tarihiyle ilgili de bir hayalim vardı. Evet ütopyaydı, olmayacağını biliyordum ama sadece bir kompozisyon misali başlığı koyulsa yeterdi. Başlığın altına yazılacaklar işin kolay kısmıydı. Ama olmadı. Bırakın yazıyı başlığa tek bir harf bile yazamadım. Beklerken de farkettim ki artık uyanma vakti gelmiş. Hayatımdaki birçok kişiyi, başta da kendimi daha fazla hayal kırıklığına uğratmamam gerekiyordu. Evet 11.11.11 tarihinde birşeyler oldu. Ama bu maalesef başlamadan biten bir hikayenin sonuna koyulan noktadan ibaretti. 
Maskem paramparça artık. Önümde onlarca yol var. Ama bu defa nereye gideceğimi bilmiyorum...

8 Kasım 2011 Salı

İsyan!



Uyku sersemi telefonda karaladım birşeyler. Amacım yok sadece yazdım işte...


Yaşam çoğu zaman bize istediklerimizi vermez. Özellikle zaman konusunda herkes şikayetçidir. Zaman öyle birşey ki ışık kadar hızlı; kağnı arabası kadar yavaştır. Zamanın durmasını istediğimiz anlarda ışık hızına çıkar. Zamanın geçmesini istediğimizde ise neredeyse durur... Az önce tarihe baktım ve zamanın nasıl da hızlı aktığını gördüm. Hatta o kadar hızlı ki bugüne dek yaşadığım hergün koca birer ciltlik ansiklopedi gibiyken bile, tek çırpıda hepsi gözlerimin önünden geçiyor. Çocuk olmayı özledim. Tek derdimin elimdeki legoy parçası olduğu zamanları özledim. Aşık olmanun elektronik saatte yazan "i love you"dan ibaret olduğu masumluğu, en büyük yalanın bile gülümsettiği, gözyaşlarının gülmekten aktığı, en büyük acının yağan karın erimesini izlemek olduğu günleri özledim. Gitmek istiyorum bu şehirden, sonsuza kadar; kalmak istiyorum bu şehirde, sonsuza kadar. Özlemini duyduklarımı özleyerek değil, canlı canlı yaşamak istiyorum. Yaşamak istiyorum delice, uğrunda canımı verecek kadar...

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Yağmur ve Toprak


Hep diyorum ya bazen bişeyler yazmak istiyorum ama elimin klavye üzerinde dans etmesi gerekiyor diye. Aklıma yazacak çok şey gelmiyor açıkçası. Belki saçma belki anlamsız olacak yazacaklarım. Belki bir çok şeyi anlatacak. Bir hikaye kurdum kafamda yine. Bambaşka bir hikaye bu. Yağmur ve toprağın hikayesi bu. Tek bir kişiye özel bir hikaye bu. Sadece onuanlatan bir hikaye bu. Kelimelerin yetmediği bir zamanda hislerin devreye girdiği bir hikaye...

Yağmur ve toprak birdir aslında. Ayıramazsın onları. Eğer bir yerde yeşillik görüyorsan bu Yağmur ve toprağın aşkıdır. Onların çocuklarıdır çiçekler, ağaçlar, çimenler... Okyanuslar besler yağmuru yağmur ise toprağı. Öyle bir aşktır ki toprağın ki yağmur olmadan bir çöl gibi ıssız ve serttir. Kendiside etrafındakilerde kaybolur içinde. Her toprak gökyüzünde gördüğü yağmur bulutunun kendisi için olmasını diler. Rüzgarlara yalvarır onu kendisine getirmesi için. Ama yağmur ise aşkını gizler hep, içinde biriktirir. Rüzgarın kendisini süreklediği yere gider. Bu yolda aşkını hangi toprağa vereceğini ise sadece kendisi bilir. İşte o an geldiğinde öyle bir patlar ki toprakla kavuştuğu an etrafa bir koku yayılır. Toprak kokusu dediğimiz bu koku onların aşklarının kokusudur. Toprağın sevinç gözyaşlarıdır. 

Gökyüzünde güneş bu aşkın en büyük destekçisi ve en büyük düşmanıdır. Destekçisidir çünkü okyanuslardan topladığı su buharının toprakla kavuşmasını, toprak ve yağmurun aşkının yani ağaçların, çiçeklerin, çimenlerin gelişmesini sağlar. Aynı zamanda düşmanıdır, topraktaki suyu buharlaştırır, onu çölleştirir... 

Dünyamızda çöllerin kapladığı alan sürekli artıyor. Güneş artık bu aşkın destekçisi olmaktan çok düşmanı oluyor. Yıllar geçtikçe bu aşk anılarda bir sayfa olarak tarihe gömülecek. 

Sen benim için yağmur gibisin. Nereye yağacağını bilmeden bana gelmeni bekliyorum. Ben ise artık çölleşmek üzere olan toprak gibiyim. Kendi içimde kayıp, ıssız ve sert... Güneş o kadar sıcak ki bedenimi; baktıkçada gözlerimi yakıyor. Rüzgarlara yalvarıyorum her dakika seni bana getirsinler diye. Sana yalvarıyorum her dakika benim üzerime yağ diye...

16 Haziran 2011 Perşembe

Geçmişi unutmadan, geçmişi silerek yaşamak...

Lise ve ilkokul zamanlarında sene başlarında defter almadan önce bir önceki yıldan kalma defterlerin kalan sayfası çoksa, o ana kadar yazılanları en başa bantlayıp o defterle yeni bir sayfa açıp, aynı defter kullanılırdı. Bantlı olan kısımda ne yazdığını, onun orada olduğunu bilirsin. Defteri her açtığında bunu hatırlarsın. Ama yeni açtığın sayfaya yazmaya başladığın an hepsi geride kalır uçar gider.

İşte bende şu ana kadar olan hayatımı en başa bantlayıp sıfırdan başlamak istiyorum. Orada ne olduğunu bilerek, her sabah uyandığımda yataktayken geçmişi hatırlamak, yataktan çıktığım an geçmişi unutup yeni açtığım sayfadan devam etmek istiyorum.


Geçmişi bir an bile unutmadan, geçmişi silerek yaşamak istiyorum.

20 Mayıs 2011 Cuma

Özlemini duyduğun bir şeyi, özleyerek yaşamak!

Özlemini duyduğun birşeyi özleyerek yaşamak nedir bilir misin?

Bazen bir kol mesafesi kadar, bazen ise kilometrelerce uzaktadır özlemini duyduığun sevgili.

Fakat sen onu aynı ölçüde özlersin.

Çünkü yanında olsa dokunamazsın, uzakta olsa göremezsin

Konuşamazsın özgürce, duyamazsın sana söylediklerini...

Koklayamazsın sevgilinin saçlarını

Ya bedeni yanında değildir ya da ruhu...

Ona bakarken ya da gözlerin kapalıyken farkı yoktur senin için, çünkü özlemini çekiyorsundur her iki şekilde de.

Gökteki yıldızların hepsi kaysa ona olan özlemini giderecek bir dilek bulamazsın.

Herşey bu şekildeyken onu yaşarsın aynı zamanda.

Her an aklında onun görüntüsü vardır.

Gerek rakı sofranda gerekse rüyalarında onunlasındır hep.

Onu yaşamak rakı sofrandaki acı bir mezedir.


Söylesene...

Sen hiç özlemini duyduğun birşeyi özleyerek yaşadın mı???

Ee nabıyon :D

Wow biter hayat bitmez. Teeee ilk yazıma kadar gidenler blogu sadece wow için açmadığımı göreceklerdir. Artık wow için olmayan kısımlarda yazmayı planlıyorum. Bakalım nasıl şeyler çıkacak ortaya. Öncelikle bazı yazılarımı paylaşmakla başlıyorum :) Tabi hepsini tek seferde değil, yavaş yavaş yazacağım.

27 Nisan 2011 Çarşamba

The End

WoW defteri benim için kapandı artık. Account'um da 0 account fiyatına satılık dileyen iletişime geçebilir.

Peki bloga ne olacak? Kapatmayı düşünmüyorum. Sonuçta yanlızca wow platformunda değilim. Belki zamanla başka birşeyler bulurum. Şimdilik LineageII ile idare ediyorum. www.lineage-server.com da oynadığım private serverın adresi. Dileyen gelebilir :)

Yeniden görüşmek üzere :)

28 Mart 2011 Pazartesi

WoW? hmm...

Sanırım wow dan artık fazlasıyla sıkıldım. Hesabım mayısa kadar açık olmasına rağmen oyuna girmeyi istemiyorum. Gleominas'ın yokluğunun bundaki payı nedir tam bilmiyorum ama yok diyemem. Mage imi özledim :(

2 Mart 2011 Çarşamba

Blogger vs Digiturk




...ve sonunda bu da oldu. Digiturk firmasının açtığı dava sonucu blogger kapatıldı. Bazı bloglarda maç linkleri olduğundan kapatıldığı söyleniyor. Pire için yorgan yakan canım ülkem, kapitalistlerin parmağında oynatılan adalet sistemim. 3-5 kişinin cebi dolacak diye milyonların emeklerini kapatmak anca bize yakışırdı zaten. Şu dakikadan sonra evime digiturk bağlatacağım varsa bile bağlatmam arkadaş. Digiturk kullanan tüm arkadaşlaradan isteğim protesto için siyah bloglarında yukarıdaki resimleri yayınlasınlar ve tüm digiturk aboneleri digiturk aboneliklerini iptal etsinler. 2-3 blog u kapatmak yerine tüm bloglara böyle bir darbe vurmak gerçekten komik. Yukarıda dediğim gibi milyonlarca insanın emeği var buralarda ayıptır! Digiturk bu ayıbı yapıyorsa bizde onu zarara uğratarak aboneliklerimizi iptal ettirelim maçları da korsan izleyelim!!

24 Şubat 2011 Perşembe

Gleo Coming Soon & Twitter

Yavaştan sahalara dönme vakti geliyor. 85 olmama az kaldı. Sonrasında hc ler ve raidler gelcek. Ama tabi bunlar leveling kadar çok zaman almıyor. Onlardan kalan boş zamanlarımda 1-2 rehber hazırlamayı düşünüyorum. Umarım bir aksilik çıkmaz.

Bu arada telefon hattımı vodafone a taşıdım ve internet paketi aldım. Madem artık her daim internetteyim bi twitter açmanın zamanı gelmişti.
Aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz :)

https://twitter.com/#!/Gleominas

30 Ocak 2011 Pazar

No more Gleo no more mage

Bir süredir -wotlk sonlarından beri- ortalarda pek görünmüyordum. Özellikle vakit bulamadığımdan ayıramıyordum zaman.

Hatta bir çok sorundan ötürü Catastrophe'dan ayrılmak zorunda kaldım, bildiğiniz gibi şu anda Twisting Nether Horde tarafında Obscene guildinde oynuyorum.
Obscene ile casual olarak iyi işler başarıyoruz gibiyiz. Yeni kurulmuş bir guild olarak şu sıralar 25 man yapmaya yeni başladık, 10 mande ise normal Neferian hariç tüm normal modları temizledik. Guilde bir site hazırladım. adresine girerek inceleyebilirsiniz.

Guildimin de reklamını yaptıktan sonra esas konuya gelelim. Başlıktan da tahmin edeceğiniz gibi artık mage oynamayı bırakıyorum gibi. Yaşadığım maddi sorunlardan dolayı bugün tbc de açtığım 300 day civarı played ı olan, içinde çocuğum gibi baktığım mageimin de olduğu hesabımı, benim için asla yeterli olmayacak, fakat şu anki piyasaya göre iyi bir fiyata sattım. Elime geçen paranın bir kısmıyla yeni bir hesap açıp raf ile sıfırdan kasmaya başlayacağım. Accountumda yine bir mage mutlaka olacak, fakat artık main karakter olarak mage ile oynamayı düşünmüyorum. Ama alt karakter dahi olsa yine bir mage im olacak ve ona da oldukça fazla zaman ayıracağım. Zaman neler değiştirecek izleyip göreceğiz.

Söz vermiyorum fakat fırsat bulabilirsem yine Türkçe boss taktiklerini de blogumda paylaşacağım. Aynı şekilde mage ile ilgili paylaşımlar içinde aynı şekilde söz vermiyorum fakat elimden geldiğince paylaşımlarda bulunacağım.

7 Aralık 2010 Salı

Pre Cataclsym :P

Son of Hodir, sadece taht kısmı :D Cataclsym gelmeden 30 dakika önce.




Cataclsym geldikten sonra ise blizzden gelen mesaj: Oyundan çıkın girin aktif olacak.

Çıktık giremiyoruz. Üşüyoruz blizz reis!!

6 Aralık 2010 Pazartesi

Haydi Azeroth'u sallayalım

Aylardır beklediğimiz gün sonunda geldi çattı. 7 saat sonra xp barları yeniden dolmaya başlayacak. Bakalım ilk 85 ne kadar sürede kim olacak...

Hadi levellayalım :)